Kaptan Amerika'nın öyküsü, savaşın ve fedakarlığın derin izlerini taşıyan bir efsaneyi temsil ediyor. Steve Rogers, savaşın eşiğinde, mücadelesinin ilk adımlarını atarken hayatının en büyük sınavıyla karşılaşır. Güçsüzlüğüne rağmen, büyük bir amaç uğruna kendini feda etme kararı alarak, insanlık tarihinin en önemli kahramanlarından biri haline gelir. Onun hikayesi, cesaretin, azmin ve adaletin simgesi olarak günümüze kadar ulaşmıştır.
Kaptan Amerika'nın gerçek hikayesi şu şekilde özetlenebilir:
Steve Rogers, 4 Temmuz 1920'de fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Nazilerin Avrupa'yı ele geçirmesine seyirci kalmak istemeyen Rogers, orduya yazılmak istemiş ancak vücudu zayıf olduğu için reddedilmiştir.
General Chester Philips, Rogers'a ordunun süper asker projesine katılabileceğini ve bu sayede Nazilerle savaşabileceğini, ancak serumda bir hata çıkarsa anında öleceğini söylemiştir. Rogers bu projeyi kabul edip başarıyla tamamlamış ve bir insanın 4 katı kadar güçlenmiş olarak çıkmıştır.
Rogers, II. Dünya Savaşı sırasında ABD'nin en büyük süper kahramanı olarak görev yapmıştır. Avrupa'da Nazilerle savaşmış ve ABD'yi Nazi tehlikesine karşı korumuştur. 1945 yılında takım arkadaşı Bucky Barnes ile Baron Zemo'yu durdurmaya çalışırken uçaktaki bomba patlamıştır. Bucky Barnes direkt orada ölürken, Rogers Antarktika'nın soğuk denizlerine düşmüştür.
Rogers'ın vücudu, damarlarında dolaşan serumun gücü sayesinde ölümden kurtulmuş ve okyanusun dibinde yıllarca donup kalmıştır. Onu bulan Avengers ekibi tarafından hayata döndürülmüş ve bu ekibe katılmıştır. Zamanla ekibin lideri olmuş, ancak değişen dünyanın idealleri karşısında çok kez tökezlemiştir.
Rogers, 2011 yılında Captain America filminde Chris Evans tarafından canlandırılmıştır.
SON YAZILAR